18 Aralık 2008 Perşembe


ayrıca masada catal kaşık yerleştirme hakkında bildiklerimide yazıyım,üç sene marmariste bir restorantta calışmıştım :)
eglenceli idi.
masada:

*Yemek çatalı: Tabağın solunda. Yemek bıçağı: Tabağın sağında.

*Yemek kaşığı: Tabağın sağında, bıçağın dışında.

*Balık çatalı: Tabağın solunda, çatalın dışında.

*Balık bıçağı: Tabağın sağında, yemek bıçağı dışında.

*Meze çatalı: Tabağın solunda, diğer çatalların dışında.

*Meze kaşığı: Tabağın ön kısmında.

*Çerez ve pasta çatalı: Tabağın ön kısmında, sapı sola doğru.

*Çerez ve pasta bıçağı: Tabağın ön kısmında, keskin tarafı tabağa, sapı sağa doğru. Çatalın yanında.

*Su bardağı: Tabağın sol ön kısmında

*Tuz, biberlik: İki servis tabağı arasında

*Yağ, sirke: Sofranın ortasına yakın

*Hardal ve diğer soslar: Yağ ile sirkeye yakın.

*Salata tabağı: Servis tabağının sol ilerisinde

*Meyva tabağı: Ortada

*Ekmek tabağı: Ortada

*Çiçek tanzimleri: Masanın ortasında

*Peçete: Servis tabağının solunda

evet önceki yazıma ek olarak
güzel bir sofrada misafirlelrle hoş sohbetler sahane oluyor.
hayatta bence, hep renkli ve göze güzel gözüken hersey tat katar.kendimiz bile güzel bir saç kesimi yaptırsak,yada yeni bir giysi alsak şöyleee bir canlanıyoruz :)
sofralarda böyle sanırım,ne kadar özellik ,kendimizden birseyler katarsak o kadar parlıyor

ayrıca sora adabı hakkında bir yazı buldum,ekliyorum


SOFRA ADABI

İçinde yaşadığımız toplumlarda, herkesin uyması gereken "Görgü kuralları" vardır. Toplumda sevilen, sayılan, aranan ve sözü geçen bir insan olmamız bu kuralları tam olarak bilmemize ve uygulamamıza bağlıdır. Özellikle Sofra adabı, kültürü görgü kurallarının önemli bir yerini oluşturur.


Bu kuralların bazıları şunlardır;

a) Bıçak sapından, işaret parmağı kesici kısmın sırtına uzatılarak tutulur. Bıçağı, ağıza koymak ayıptır. Bazı kişiler yanlış olarak peynir yerken bıçağı ağzına götürmeyi huy edinmişlerdir. Ekmek de hiçbir zaman bıçakla küçük lokmalara ayrılmaz. Bıçak ekmeğe sürülerek temizlenmez. Gümüş bıçak yalnız meyve yerken kullanılır. Gümüş ve çelik bıçakları ayırmakta yanılmamalıyız. Gümüş bıçak daha parlak olur.


B) Çatal, et yenilirken sol elde tutulur, bıçak ise sağda tutulur ve eti keser. Sebze yendiğinde çatal sağ elde tutulur yada tekrar sol elde tutularak sağ eldeki bıçakla sebzeler onun üzerine itilir. Çatal yere düşer ise, bir yenisinin gelmesi beklenmelidir veya yenisi istenmelidir.

c) Çorba kaşığının kullanılması ülkeden ülkeye değişmektedir. Fransızlar çorbayı kaşığın ucu ile içerler. İngilizler ve Amerikalılar kaşığın yanı ile içerler. Her ikiside uygulanabilir. Çorba içildikten sonra kaşık yere konmaz, doğrudan doğruya tabağın içine bırakılmalıdır.

d) Peçete, tam olarak açılmaz uzunlamasına dizlerin üzerine serilir. Peçeteyi göğse takmak, yeleğe geçirmek ayıptır. Yemek bittikten sonra peçete toplanıp katlanmadan tabağın yanına bırakılır. Eğer bir bayanın peçetesi yere düşerse, hemen yanında oturan kişi (bay) peçeteyi yerden hemen kaldırmalıdır. Bir şey içerken ağzımızı önce silmemiz gerekir. Dudaklarımız bardağın üzerinde hiç bir iz bırakmamalıdır. Ses çıkarmadan içmeyi öğrenmeliyiz. Bir kerede bardak boşaltılmamalıdır.

Sofra ve yemek görgüsünde, sunulan yemekleri belli yöntemler çerçevesinde yiyebilmek, öğrenilmesi gereken önemli bir noktadır. "Her yiğidin bir yoğurt yemesi vardır" atasözü hiçbir zaman uygulanamaz. Tersine, her yemeğin belirli bir yenme biçimi vardır. Bu kurallara örnek verecek olursak;


PİLİÇ:
Piliç,daima çatal ve bıçakla yenir. Kemikleri hiçbir zaman ağıza götürülmez. Etler bıçakla, kemikten ayrılır ve çatalla ağıza konur.

BALIKLAR:
Önce baş çıkarılır. Sonra da çatal ve balık bıçağı ile baştan kuyruğa doğru ikiye ayrılır. Sonunda bıçağın ucu ile kılçık tamamıyla ayrılıp çıkarılır. Ayrılan kılçıklar tabağın içine ya da tereyağı tabağına konur. Etli kısmı çatal ya da bıçakla ufak parçalara bölünerek yenir. Eğer bunların arasında küçük kılçık parçaları kalmışsa bunları ağzımızdan parmaklarımızın ucuyla çıkarmalıyız. Çok küçük balıklar (gümüş v. B) başı ile beraber çiğnenerek yenilir.


MAKARNA:
Makarnayı İtalyan usulü yemek için; çatal ve kaşık kullanılır. Kaşık sol elde tabağa dikey yakın bir şekilde tutulur. Sağ eldeki çatal ile bir kısım makarna alındıktan sonra dişleri kaşığın iç yüzüne dayanmış olan çatalı çevirerek makarna iyice çatala sarılmış olur ve bu şekilde ağıza götürülür. Alışılmış yeniliş tarzında ise; makarna, çatal ve bıçakla küçük kısımlara ayrılır ve çatala alınarak ağıza konulur.

İSTAKOZ VE YENGEÇ:
Küçük kıskaçlar sofrada bir ceviz çekici ile kırılıp elle ayıklanır. İstakoz ve yengeç özel takımla yenir, fakat bunların bulunmadığı zaman, balık takımı kullanılabilinir. Ayıklanmış olan et, eritilmiş tereyağına, mayoneze ya da özel olarak hazırlanmış salçaya batırılıp yenilir.


İSTİRİDYE:
Sol el ile tutulur ve özel istiridye çatalı ile et kısmı kabuktan ayrılır. Arzu edilirse salçaya batırılabilinir ve bir lokmada ağıza konulur.

SANDVİÇLER VE KANEPELER:
Çaylarda ikram edilen küçük sandviç ya da kanepeler elle yenilir. Eğer çok ufaksalar bir lokma halinde ağıza sokulur. Daha büyük ve bir iki tabakalı sandviçler ise çatal ve bıçakla yenilir.


SOFRADA MEYVE YEME İNCELİKLERİ

ELMA, ARMUT:
Helezoni olarak soyularak ya da dört parçaya ayrıldıktan sonra ayıklanarak elle ya da meyve çatalı ile yenir.

MUZ:
Samimi bir ortamda: Muz kabukları alt ucuna kadar soyulup orada bırakılabilinir. Tamamı ile soyulup atılmaz.
Resmi bir ortamda: Kabuklar tamamen çıkarılır ve meyve bıçağı ile kesildikten sonra ağıza götürülür.
KAYISI, ERİK, KİRAZ:
Bir ya da iki lokmada yenilir.Çekirdek ağızda ayıklanıp avuca alınarak tabağa konulur .
ŞEFTALİ:
Yarma şeftali: ikiye bölünerek kolayca çekirdeği çıkarılır ve yenilir.
Yarma olmayan şeftali: Dörde ayırılıp kabuğu soyulduktan sonra bıçakla küçük parçalara ayrılarak çatal ile yenilir.

PORTAKAL:
Helezoni olarak soyulur ve dilimlere ayrılıp tabağa konulur, dilimler küçükse bir lokmada, büyükse kesilerek el ya da meyve çatalı ile yenilir.

KAVUN:
Dilimlere ayrılarak tabağa konulur. Dilimler bıçakla ufak lokmalara ayrılır yada kaşıkla yenilir. Eğer üzerinde çekirdek var ise bunlar ağızda ayıklanır ve avuç içine alınarak tabağa konulur.
ÇİLEK:
Sapları daha önceden çıkarılmış küçük çilekler kaşıkla yenilir.
Bunların üzerine toz şeker ekilir ya da krema konulur. Fakat büyük çilekler bazen sapları ile sofraya getirilir. Bu takdirde saptan tutup şekere batırmak ve ısırıp yemek gerekir. Elde kalan sap, tabağa konulur.



YEMEK MASASI DÜZENİ

Tabaklar aile sofrasında yada yakın dostlara, samimi konuklara verilen davette kullanılandan ayrı, daha büyük daha kıymetli porselenden, renkli yada kenarları yaldızlı olmalıdır.

Tabağın, sağına bıçaklar ve kaşıklar, soluna ise çeşitli boyda ve kullanılma yeri değişik çatallar yerleştirilir.


Bunların oyuk tarafları hep yukarı doğru konulmalıdır. Takımlar birbirinden ve tabak kenarlarından birer santim uzakta bulunmalıdır.Her bir takıma üçten fazla çatal ve bıçak konulmaz. Yemek süresinde gerektikçe yenileri konulur.


Bıçakların üst tarafına sağa doğru bardaklar dizilir. Bardaklar hep aynı örnekte olmalı ve sağdan sola doğru, en büyüğünden küçüğüne doğru gitmek üzere dizilmelidir. Değişik boydaki bardaklar; su, şarap ve içki çeşitleri içindir. Aile sofraları dışında şaraba su katmak ayıptır.

İçme suyu,sürahilere konulur, maden suları ise kendi şişeleri ile sofraya getirilir.

Bira, kristal kaplara konarak sunulur. Kırmızı yada beyaz adi şaraplar ufak sürahiler içinde, herkesin sıkılmadan kullanabileceği sayıda sofraya konulur. Özel ve pahalı şaraplar şişelerinde saklanır; fakat hiç bir zaman sofrada bulundurulmaz.



SOFRA GÖRGÜSÜ
Herkes yerli yerine oturduktan sonra, konuklar kendilerine ait tabağın içindeki peçeteyi alıp açar ve dizlerinin üzerine koyarlar. Birçok kimseler sabredemeyip henüz yemek gelmeden bir ekmek koparıp ağızlarına atarlar. Bu terbiyesizce bir davranıştır.

Servis şu sırayı izleyerek yapılır;

1-Ev sahibi bayın yanında oturan bayan
2-Solundaki bayan
3-Öncelik sırasına göre diğer bayanlar
4-Ev sahibi bayan
5-Onun sağındaki davetli
6-Solundaki konuk
7-Onu izleyen baylar
8-En sonrada ev sahibi bay

Her erkek, yanındaki bayanla arasıra nazik ve neşeli konuşmalar yapar;onu bırakıp başkaları ile fazla ilgilenmez. Yeri gelince elbette sohbete karışır. Sofra başında din, politika gibi ağır konular işlenmez, daha çok eğlendirici ve herkesi ilgilendirici konulara değinilir.

Yanımıza düşen bayanlara ayrıca hizmet etmemiz gerekmez; bu ödevi hizmetçiler yaparlar. Terbiye kusurları sofrada pek çabuk göze batar; onun için her davranışımızı kontrol etmemiz gerekir.

Büyük tabaklarda sunulan et yemeklerinden en iyisini seçip çıkarmak doğru değildir. Kesilmiş ve dizilmiş et parçalarından sırayı bozmadan birisi çıkarılmalıdır. Tavuk ve benzeri yemeklerden sevdiğimiz parçayı seçip almak hakkımızdır, fakat bunu yaparken çok oyalanmamalıyız. Bir kez alınan parçayı bırakıp yenisi ile değiştirmek terbiyesizliktir.

Sunulan yemeklerden birini yemek istemezsek "Teşekkür ederim" diyerek uzak durmak yeter.



ASLA VE ASLA YAPILMAYACAKLAR

Ev sahibesi davet etmeden sofraya oturulmaz.
Bayanlara oturmaları için yardım etmemek. (sadece iki yanınızda oturacak olanlar )
Ev sahibesi yemeğe başlamadan başlanmaz.
Çorba sıcaksa üfleyerek soğutulmaz.
Yerken ağız gürültüsü çıkarılmaz.
Sunulan tepside önüne isabet eden parça alınır, asla seçilmez.
Tabağa büyük miktarda alınmaz.
İkinci bir kere yemek teklif edilmez ise istenilmez.
Dirsekler masa üstüne, eller masa altına koyulmaz.
Ağız dolu iken konuşulmaz.
Hızlı yemek yenilmez, yemeği diğer misafirler ile birlikte bitirmek esastır.
Konuşurken çatal bıçak ile hareket yapılmaz.
Çatal bıçak yalanmaz.

Ekmek ısırılarak koparılmaz.
İzin istenmeden masadan kalkılmaz.
Masa terkedildiğinde peçete katlanmaz.Olduğu gibi sandalyenin üstüne bırakılır.

--------------------------------------------

alıntıdır.
siteye burdan ulaşabilirsiniz.

http://www.kadimdostlar.com/Yerli_ve_Yabanci_Mutfaklar_Yemek_Tarifleri_f53/Sofra_Adabi_Sofrada_Meyve_Yeme_incelikleri_Asla_Ve_Asla_Yapilmayacaklar_t48712.html

sofra düzeni




uzun zamandır sofra düzenlerini inceliyorum,sizlerlede paylaşmak istedim.
ayrıca yeni bir masa örtüsü dikiyorum basarırsam,yayınlarım :))
dikişe sardım bu aralar

http://www.evdose.com/tur/dekorasyon/dek0013.html buradan ben bir kaç ürün aldım ,tavsiyemdir,yanınca renk degiştiren mumlar yemeklerede renk katıyor :))

http://www.roterochs.de/english/napkins/harenapkin.html
ayrıca bu sitedende pecete katlama tekniklerini ögrenebilirsiniz.

11 Ağustos 2008 Pazartesi


BİR ÖRNEK MUTFAK DAHA

MUTFAK


MUTFAK BİR KADININ EN COK ZAMAN GECİRDİĞİ YER
BEN BİR SABAH GİRİYORUM BİR DAHA CIKAMIYORUM,MUTFAGIM BÜYÜK OLDUGU İÇİN KONU KOMŞU GELİDİMİ BİLE KURULURUZ MASAYA BASLARIZ SOHBETE .... :)
EN COK MUTFAK DİZAYNI YAPMAK İSTERDİM,HER KÖŞEYİ KULLANMAK, HER TÜRLÜ MUTFAK GERECİNİ SAKLAMAK,SADE AMA ŞIK KULLANIŞLI MUTFAKLAR HEP KAFAMDA ÇİZİLİDİR.
MUTFAK BULDUM ORAYI BURAYI TIKLARKEN VE KOPAMADIM.EKLEMEDEN GECEMEDİM
.

HANİ PEMBE PANJURLU BİR EV İSTENİRYA
:)))))
BENDE BU EVCİĞİ İSTİYORUM.
İSTANBULA ŞÖYLE BİR TEPEDEN BAKTINIZMI NE KADAR DOLU VE KASFETLİ BİNALARLA CEVRİLMİŞ.
MİNİK BU EVLERİ GÖRÜNCE YIGINLA YÜKSEK BİNA ARASINA KOYMAK GELDİ İÇİMDEN.GERCİ BELKİ DİLEGİM GERCEK OLURDA EN AZINDAN BÖYLE BİR EV SATIN ALABİLİRİM İNSALLAH AMA ŞİMDİLİK APARTMAN DAİRELERİNE MECBUR TIKIŞTIM :))
BEN BAHCEYİ VE TOPRAGI COK SEVERİM.BAHAR GELDİMİ ESKİŞEHİRE ANNEMİN BAHCESİNİ DÜZENLEMEYE GİSERİM,ÜŞENMEM İKİ KUZUCUGUMUDA ALIRIM ATLAR TRENE VARIRIM GÜZEL ANNE KOKAN BAHCEME
AHMET CANIM OGLUŞUM KUZUCUGUM KENEDEN ACAYİP TIRSTIGI İÇİN BAHCEDEN KACIYOR,OKULDA EGİTİM VE BİLGİLENDİRİRLME YAPILMIŞ AMA AHMET COK KAFAYA ATKTI BU OLAYI, BU YAZ 2008 SANIRIM AHMET İÇİN KENE YILI OLDU.
AYŞENAZ DİĞER KUZUCUGUM İSE BEN GİBİ BAHCEYİ BÖRTÜ BÖÇEGİ SEVİYOR,ŞİMDİLİK KORKMADAN BENİMLE İDİ.
NEYSE EVDEN BASLADIK NERELERE GELDİK :)))
BEN COK BEGENDİM EVİ YERLEŞTİRİYİM ŞÖYLE SAYFAYA OHHH... :)))
BAHCEDE BİR DEMLİK ÇAY BİZİ BEKLİYOR HADİ

uzun zaman oldu bir kac satır yazmayalı
pasta yapmayalı
baharı ve yazı cok zor gecirdim,acı kayıplarım,bir sürü gitmem gereken sehirler derken evdeyim.
yeniden baslamak istiyorum.
dikiş & nakış & çiceklerim & dekarasyon merakım & kitaplarım & yemeklerim & pastalarım


..............


uzun uzun tekrar birseylere baslamak istiyorum.

umarım basarır ve yapabilirim.

10 Kasım 2007 Cumartesi


ATATÜRK'E GÖRE ATATÜRK


İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal... İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!


***

Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.


***

Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.

***

Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur.


***

Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.

***

Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.

***

Hayatımın bütün devrelerinde olduğu gibi, son zamanların buhranları ve felâketleri arasında da bir dakika geçmemiştir ki, her türlü huzur ve istirahatimi, her nevi şahsî duygularımı milletin kurtuluşu ve mutluluğu adına feda etmekten zevk duymayayım. Gerek askerî hayatımın ve gerek siyasî hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket kuralım, millî iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur.

***

Pekâlâ bilirsiniz ki benim bütün hayatımda bu ana kadar güttüğüm gaye, hiçbir vakit kişisel olmamıştır. Her ne düşünmüş ve her neye girişmiş isem, daima memleketin, milletin ve ordunun adına ve menfaatine olmuştur. Hiçbir zaman şahsımın üstünlüğünü ve sivrilmemi göz önüne almamışımdır.


***

Memleket ve milletin kurtuluşu ve mutluluğu için çalışmaktan başka bir maksadım yoktur. Bu, bir insan için kâfi bir sevinç ve haz temin eder. Benimle beraber olan arkadaşlarım, bütün vatandaşlarım da aynı maksadı takip etmektedirler. Şahsî ve ailevî huzur ve mutluluğun, milletin huzur ve mutluluğuyla ayakta durduğunu, memleketin güvenlik ve dokunulmazlığıyla mümkün olduğunu gerçek ve ciddî bir surette anlamışlardır. Ben ve benimle beraber olanlar, hedefimizin yüceliğine, yolumuzun doğruluğuna eminiz. Bunda asla şüphe ve tereddüdümüz yoktur. Milletimizin, Türk milletinin yakın, uzak tarihine lüzumu kadar bilgimiz vardır, Mazinin derslerini, bugünün ve geleceğin hayatı için göz önünde tutmak dikkatinden mahrum değiliz. Yaptığımız hizmetlerle övünmüyoruz. Yapacağımız hizmetlerin, iftihar sebebi olabileceği ümidiyle avunuyoruz.

***

(Çevresindekilere söylediği bir söz) :
Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!

***

Benim ihtiraslarım var, hem de pek büyükleri; fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddî emellerin tatminiyle ilgili bulunmuyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini, vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da gerektiği gibi yapılmış bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın ilkesi, bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu koruyacağım.

***

Allah bilir, hayatımda bugüne kadar orduya faydalı bir üye olabilmekten başka vicdanî bir emel edinmedim. Çünkü vatanın korunması, milletin mutluluğu için her şeyden evvel ordumuzun, eski Türk ordusu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan inanmış idim. Bu inanca ait emellerimin şiddeti, ihtimal beni pek ziyade aşırı davranışlı göstermişti. Fakat zaman, saf ve temiz dimağlardan doğan fikrî gerçekleri -kabulünden çekinilse dahi- uygulattırır.

***

Bütün vazifelerin üstünde bizim de bir vicdanî vazifemiz vardı; o da, herkesin sudan bir takım vazifeler yaptığı sırada hayatımızı, varlığımızı bu milletin bağrına sokarak, onlarla beraber düşman karşısında uğraşmak olmuştur!

***

Ben vazifemin bitmediğini, yüklendiğim sorumluluğun da yüksek ve çetin olduğunu anlıyorum. Arkadaşlar, bu vazife bitmeyecektir; ben toprak olduktan sonra da devam edecektir! Ben seve seve, sevine sevine bütün varlığımı bu kutsal vazifeye vereceğim ve onun yüksek sorumluluğunu yüklenmekle mesut olacağım. Vazifeme başarı ile devam edebileceğim. Çünkü büyük milletimizin kalp ve vicdanında bana karşı sarsılmaz bir güven ve itimat taşımakta olduğunu görüyorum. Bu benim için büyük kuvvettir, büyük yetkidir.

***

Biz, eğer millet ve tarih önünde herhangi bir hata işliyorsak, bunun sorumluluğunu vicdan ve sağduyumuzda hissetmekten ve ödemekten, hiçbir zaman çekinecek insanlar değiliz.

***

Millet ve memleketin sayesinde kazanılan rütbe ve refahın bir ehemmiyeti, bir kutsallığı vardır. Biz bunlardan, ancak yine bu aziz millet ve memlekete borçlu olduğumuz son bir namus vazifesini yapmak içîn ayrıldık. Milletin kendi hayatını kurtarmak, kendi meşru hakkını müdafaa etmek için çıkardığı sese iştirak etmek, her kendini bilen vatandaşın vazifesidir. Eğer bu millet, bu memleket parçalanacak olursa umumî şerefsizliğin yıkıntısı altında, şunun bunun kişisel şerefi de parça parça olur. Biz, o umumî şerefi kurtarabilmek için harekete gelen millete ruhumuzla iştirak ettik, iştirakimize mâni olabilecek şahsî rütbeleri, mevkileri de umumî şerefi kurtarmaya yönelik bir gaye uğruna feda ettik.

***

Ben, gerektiği zaman, en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.

***

(Mallarını millete bağışlaması nedeniyle söylemiştir) :
Mal ve mülk, bana ağırlık veriyor. Bunları, soylu milletime geri vermekle büyük ferahlık duyuyorum. Zenginlikten ne çıkar; insanın serveti, kendi manevî şahsiyetinde olmalıdır!

***

Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım! Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu
saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı
kalmalıyım! Bu sebeple millî bağımsızlık, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini, büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım!

pandispanya

pastam 30 kişilik olması gerekiyordu,bende ona göre ayarlamaya calıştım ve 20 cm lik pasta tepsilerine göre bu malzemeden yaptım.
pandispanya için gerekli malzemeler:

6 yumurta
1,5 su bardagı un
2 bardak seker
2 adet hazır krema
4 corba kasıgı kakao,
vanilya
1 paket kabartma tozu

yumurta ve sekeri cırptım,vanilyayı ekledim,diğer bir kapta unu ve diğer malzemeleri karıştırmıştım,tüm malzemeyi beraber karıştırdım ve iki tepsiye bölüştürdüm,
ben pastamın içine meyvalardan koydum,kremayıda çilekli kullandım.
bu güzel pastam komsumun kızının nişanına idi,burdanda mutluluklar sana tülin,Allah tamamına erdirsin.

ilk pastammmmmmm


evet nihayet seker hamurunu yapmayı vede iki katlı pasta yapmayı basardım,biraz ilk defa denememden dolayı biraz hatalarım oldu ama ,daha iyisini yapıcam insallah.
tarif hemen

seker hamurunun tarifini sevgili pastacıdan aldım,

malzemeler:
20 gr gliserin
10 gr toz jelatin
125 gr glikoz
1 kilo pudra sekeri(dia marka)
80 gr su

önce jelatini 3-4 kasık suda erittim ve ısıtım,devamlı karıştırdımki suda erisin,daha sonra diğer malzemeleri koydum ve yogurdum, yogurdum.... bayagı yumusak vede pürüzsüz olana kadar ugrastım,4 parcaya ayırdım ve renklendirdim.
kocaman bir pastayı bu malzeme ile kaplaya bilirsiniz.

artanıda sterec filimle saklama kabına koydum.sanırım 3-5 ay dura biliyormuş.